Chelsea etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Chelsea etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

05 Mart 2009

Malouda, elveda demeye hazırlanıyor.


Guingamp'da yıldızı parladıktan sonra 2003'de Lyon'a geçen Malouda, burada 4 sezon oynadı. 125 maça çıkan Malouda 25 de gol attı Fransa Ligini uzun yıllardır domine eden Lyon için.

Mourinho'nun Chelsea projesinde kendisine biçilen rol kapsamında 2007 yılında, 4 senelik Lyon macerası sonrası Chelsea'ye 20 milyon Euro karşılığında transfer oldu. Mourinho'nun Chelsea'si için 42 maç oynadı.

Ne olduysa Mourino kovulduktan sonra oldu ve Scolari yönetimindeki Chelsea'da ilk 11'de maça başlamak konusunda sıkıntılar yaşadı, hala da sıkıntı içerisinde.

Geçtiğimiz günlerde verdiği demeci de bunun açık göstergesi. Bu demecinde Malouda,


"Daha fazla oynamak istiyorum, önümde 3 ay var, eğer durumumda değişiklik olmazsa takım içindeki durumumu analiz etmek zorundayım."
dedi. Sezon sonuna kadar takımın direkt oyuncusu olamazsa Malouda, kararı Chelsea'den ayrılmak zorunda kalacak.

21 Şubat 2009

Huzursuz adam, huzur veriyor.

132 milyon dolarlık adam : Nicolas Anelka yazısını neredeyse tam bir sene önce yazdığımız da Anelka, Chelsea'ye yeni katılmıştı. Gittiği yerde bir türlü uzun süre kalamayan bu huzursuz adamın yeteneklerinin karşılığında şimdiye kadar harcanan paranın yüksekliğine dikkat çekmiştik.


Açıkcası o yazıyı yazarken Anelka'nın performansının Chelsea F.C. taraftarlarını memnun edecek seviyede olacağını tahmin etmemiştim. Bu kısmı açıklamakta fayda var. Anelka'nın Chelsea macerasının gollü geçebileceğine değildi inançsızlığım, aynı zamanda Chelsea için kurtarıcı rolüne de soyunabileceği asla aklıma gelmezdi.

Scolari'nin Chelsea'den kovulması sonrası gelen Hiddink'in ilk maçında, her ne kadar Hiddink'in kurtarılmaya ihtiyacı olmasa da ona da moral yüklemeye bugün devam etti. Cech'in yüksek seviyede performansı ve pek tabiki Anelka'nın golüyle Aston Villa'yı geçmeyi başardılar.

O Aston Villa ki 1999 yılında Chelsea'ye karşı aldıkları 2-0'lık mağlubiye bu yana Chelsea'ye yenilmiyordu.

Anelka oynadığı 25. maçta 14. kez golünü attı ve 'Gol Krallığı" listesinin en başındaki isim.

16 Eylül 2008

Londra'da şarap tadında bir gece


Chelsea, bu gece kendi sahasında Ligue 1'e çok da iyi başlayamayan FC Girondins de Bordeaux ile karşılaşacak. Bu maçın en önemli özelliği, Luiz Felipe Scolari'nin ilk Şampiyonlar Ligi maçına çıkacak olması. Maç öncesi Scolari,

"Federasyon kupası, Lig kupası, Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi, hepsini kazanmak istiyoruz, benim için Şampiyonlar Ligi'nin Lig Kupası'ndan fazla bir önemi yok. Şampiyonlar Ligi elbette önemli bir turnuva ama Lig maçlarından daha önemli değil"
dedi.

Bu sözleri duyan Chelsea'nin sahibi pek de memnun olmuştur diyemem, elbetteki bu sene Chelsea'den herkes Şampiyonlar Ligi kupasını bekliyor ve bunun en önemli hedef olduğunu Scolari'den başkası da bilemez. Bu açıklamalar birnevi ortamı hazırlama gibi bana göre.

Michael Essien bu gece sakatlığı nedeniyle karşılaşmada oynayamayacak.


Bordeaux'un Ligue 1'de Eric Gerets'in çalıştırdığı Marsilya ile 1-1 berabere kaldığı ve etkisiz futbolunu göz önüne aldığımızda Bordeaux için oldukça zor bir maç olacak. Maç öncesi Laurent Blanc,
"Onlar iyi bir kadroya, stadyuma, finansal güce sahip büyük bir klüp. Fakat şu ana kadar Şampiyonlar Ligi'ni kazanamadılar. Bu turnuvayı kazanmak isteyecekler ama bunun için para değil performans gerekli. İyi başlamak istiyoruz, puan da alabiliriz, neden olmasın ? "
dedi.

24 Ağustos 2008

Eve Hoşgeldin


Uzun ve saçma bir ayrılıktı onunki, efsaneleştiği şehirden kalkıp para uğruna (çocuğunun eğitimini bahane ederek) başka bir şehre geçmişti.

Gidişinin ardından çok şey değişse de artık evde, ve neden eskisi gibi olmasın. Sheva yeniden Milan'da! Alışıldık 7 numara artık onun değil, o hakkını kaybedeli çok oldu zaten ama numaranın bir önemi yok o formayı giydikten sonra...

Formunu bulduğunda Ronaldinho ve Kaka ile büyük işler başarabilir. Pato'nun durumu ne olacak bilmiyorum, Ancelotti ona da bir yer açabilir umarım...

Chelsea'de çok büyük bir yükten kurtulmuş oldu böylece, devasa kontratını yırttılar sonunda... Artık Robinho2nun gelişi hızlanır.

31 Temmuz 2008

Joe Cole, yeni bir anlaşma imzaladı


Chelsea'nin 26yaşındaki ortasaha oyuncusu Joe Cole mevcut kontratının geliştirilmiş halini imzaladı. Daha önce haftalık 60 bin Pound alan Cole yeni anlaşmayla haftalık 80 bin Pound alacak.

30 Haziran 2008

Deco, Chelsea'ye transfer oldu

Chelsea'nin resmi internet sitesi olan chelseafc.com'da yer alan haber ile Deco'nun Chelsea'ye transer olduğu doğrulandı.


Deco "Doğru zamanda geldiğime eminim, büyük başarılar elde etmek, sadece ingilterede değil avrupada da kupalar kazanmak istiyorum" dedi.

28 Haziran 2008

Chelsea'nin 2008 - 2009 Sezonu Formaları



Chelsea'nin yeni sezonda (08/09) giyeceği deplasman formaları satışa çıktı. Formaların tasarımı ve üretimi Adidas tarafınan yapılmış.

Mavi forma her zamanki gibi Chelsea'nin Stamford Bridge'de oynayacağı maçlarda, siyah forma ise deplasmanda oynayacağı maçlarda giyeceği forma.

03 Haziran 2008

Jose Mourinho, Inter'in başında.


"I will always, always support Chelsea and wish them all the best with their new coach, but if Chelsea meet Inter in the Champions League, then I won't know any of them,"


Bir sezon ara vermişti Jose, Bu süreçte Chelsea, o olmadan neredeyse kupa'yı alıyordu, ama en azından finale çıkarak kendi klüb başarılarını geliştirdiler. Bu sürede klübün başında olan Avraham Grant'ın tepsinde sallandıkça sallandı kılıç gibi adeta Mourinho.

Çok zaman bu tarz olaylar gelebiliyor klüb ve menejerlerin başına ama sallanan kılıç Jose olunca ve konuştukça konuşan bir adam olunca Grant'ın işi gerçekten zordu.

Jose zaten sezon sonunda da yapacağını yaptı ve Avraham Grant için,
"O bir kaybeden"
dedi.
Inter ile sözleşme imzaladığında da Chelsea'ye laf etmeden duramadı ve,
"Şimdiye kadar onları hep destekledim ama Şampiyonlar Ligi'nde karşılaşırsak hiçbirisini tanımam"
dedi.

Mourinho elbette İtalya'da da konuşmaya devam edecek ama bakalım Inter için nasıl iş çıkartacak, göreceğiz.


25 Mayıs 2008

Hoşçakal, Balık İçin Teşekkürler


Hazin son, komik adam Grant kovuldu. Chelsea taraftarı dahil kimse sevmedi bu adamı. Sonuna kadar götürdüğü 3 kupayı finallerde verince koltuktan da kaldırdılar.

Aslında genel profil olarak çok da başarısız görünmüyor. Aksine çok başarılı olduğunu söylemek bile mümkün. Chelsea'nin başında kaldığı süre boyunca %68' lik bir kazanma oranı tutturmuş. Ama başarı hiç bir zaman ona mal edilmedi işte. Henk Ten Cate'nin gelişi, oyuncuların kendilerini kanıtlamak zorunda hissetmeleri gibi sebepler atıldı ortaya.

Gelecek sezon takımın başına kimin geleceği daha belli değil. Rijkaard'ın ismi ön planda olsa da süpriz bir isim çıkabilir.

22 Mayıs 2008

2008 Şampiyonlar Ligi Şampiyonu : Manchester United

Maç için öyle büyük beklenti vardı ki herkes de, bir tarafta C. Ronaldo ki Premier Lig'de 42 gol atmış, diğer taraf da Drogba. fakat maç başladığın da her zamannki gibi büyük beklenti sizi bilmem ama beni sarstı. 26. dakikaya kadar neredeyse tek pozisyon yoktu, kontrol denilen şeyin esiri olmuş iki takım öyle orta saha'da kendi aralarında top çeviriyorlardı. Neyse ki Ronaldo'nun golü geldi ve o dakikadan sonra oyun gittikçe güzelleşti.


Tevez'in karşı karşıya kaçırdığı pozisyon gol olsa maç belki bitmeyecekti ama Manu rahatlayacaktı, olmadı zaten akabinde de futbolun ana kuralı işledi ve bence bir şans golü geldi Chelsea'nin. İki kişi'nin orasına burasına çarpan top nasıl olduysa Lampard'ın önünde kaldı ve Chelsea beraberliği yakaladı. Zaten bu gol ile beraber ilk yarının da sonu geldi. Goller ilk yarıdaydı


İkinci yarı da kontrollü ama bu kez pozisyonlu geçti. Manchester kazanır dediğime neredeyse futbol beni yine pişman edecekti, daha önce sayısız kere ettiği gibi. Uzatmalara giden maçın en önemli olayı yine değildi ki belki de bu olay Chelsea'ye kupa kaybettirdi. Drogba, Vidic'e tokat atınca kırmızı kartı aldı. Tek önemli olayı kırmızı kart olan uzatmaların sonrasında gelen penaltıların sürprizi elbette herkes için C. Ronaldo'nun penaltı kaçırmasıydı...


Kimler kaçırmadı ki geçtiğimiz yıllarda, en büyüklerin hepsi kaçırdı o da kaçırdı ama şanslıydı bu hata kupa'ya malolmadı. Önce ayağı kayan Terry, sonra da bir türlü takım değiştirmeden duramayan Anelka penaltıyı kaçırınca Alex Ferguson Şampiyonlar Ligini kazanan en yaşlı hoca ünvanını Manchester United da kupayı kazandı.

21 Mayıs 2008

Şampiyonlar Ligi Finali: Dananın Kuyruğu


Bütün bir sezonun nihayete ereceği maç bu akşam. Manchester'da sakat veya cezalı bir futbolcu yok. Muhtemel 11 şöyle:

"Van der Sar, Wes Brown, Rio Ferdinand, Nemanja Vidic, Patrice Evra, Cristiano Ronaldo, Paul Scholes, Michael Carrick, Ji-Sung Park, Wayne Rooney, Carlos Tevez."

Bu 11 yerine orta sahanın ortasında 3. oyuncu olarak Hargreaves'in oynayabileceği söyleniyor, bu da akla yatkın bir senaryo.

Chelsea'de ise Ashley Cole son antremanda sakatlandı ve durumu belli değil. Oynayacağını tahmin ediyorum. Onun dışında Terry ve Drogba'da oynayacaklar. Chelsea muhtemelen şöyle çıkacak sahaya:

Petr Cech, Michael Essien, John Terry, Ricardo Carvalho, Ashley Cole, Michael Ballack, Claude Makelele, Frank Lampard, Salomon Kalou, Joe Cole, Didier Drogba.

Yeri kesin olmayan tek isim Kalou. Grant onun yerine Malouda ile başalayabilir.

Rio- Vidic ve Terry - Carvalho ikilileri belirleyici olacaklar. Manchester kağıt üzerinde daha şanslı dursa da Chelsea'nin çok daha motive olduğu bir gerçek. Ligin ardından kupada da kaybeden taraf olmak istemeyecekler. Tabi yine de bahsettiğimiz maç CL finali, ekstra motivasyon olmasa ne olur ki?

Maçın Chelsea açısından kilit ismi bence Ballack. Onun performansına göre şekillenecek Chelsea, uzun süredir takımın en iyisi konumunda ve bu maç onun için eski günlerine dönme şansı.

Manchester'da ise Chelsea karşısında pek tutunamayan Ronaldo belirleyici olacaktır. Muhtemeldir ki maçın en çok faul yapılan oyuncusu olsun.

Şampiyonlar Ligi Finalinde Rus Ruleti : Chelsea -Manchester United


2007 - 2008 sezonu için Avrupa'da en büyük kupa sahibini buluyor. Şampiyonlar Ligi Final bu gece Moskova'da Luzhniki stadyumunda oynanacak ve karşılaşmayı Lubos Michel yönetecek.


İki takım için de, İngiltere için de, dünyadaki tüm futbol severler için de son derece ilginç bir karşılaşma olacak zira bir şeylerin rövanşı hesabıyla da bakabilir bu iki takım final maçına. İngilere Premier Ligi'ni bu sezon kotaran Chelsea ve Manu ligin kaderini belirleyecek maçta karşılaşmışlardı hatırlarsanız ve maçı Ballack'ın golleriyle, tartışmalı da bir penaltı kararıyla kazanıp Manu taraftarlarının stres yaşamasına neden olmuştu. Sezon sonunda Şampiyon olmasına engel olamadı Manu'nun bu mağlubiyet.



Şimdi bir başka finalde yine karşılaşıyorlar ve bu iki takımın Avrupada karşılaştıkları ilk maç olacak. Son antrenmanda sakatlanan Ashley Cole'un da sakatlığının düzelmesiyle sakatlık anlamında iki takımın da tek bir bahanesi yok, maça tam kadro çıkacaklar.

İki takım Teknik Direktörü için de maç kup dışında anlam ifade ediyor... Sir Alex Ferguson kupayı kazanırsa, şampiyonlar Ligi'ni kazanan en yaşlı Teknik Direktör ünvanını alacakken, Avraham Grant ise kupayı kazanan ilk İsrailli olmak istiyor.

Manchester United, Şampiyonlar Ligi kupasını son kaldırdığın da kalesinde Peter SchMeichel vardı, şimdi yine bir başka efsane kaleci Edwin Van der Sar kalesini koruyor.


Guardian Gazetesi internet sitesinde Moskova'ya akın etmiş iki takım taraftarlarıyla yapılmış röportajlar yer alıyor, buradan mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.

Taktik konuşmak şu aşamada artık saçmalık, psikolojik bir maç olacağını düşünüyorum. Bence Manchester United maçı zor da olsa kazanır.

Büyük maçı Star Tv yayınlayacak 21:30'dan itibaren, saat 20:00'den itibaren ise özel programla izleyiciler bu maçın atmosferine hazırlanacak.

12 Mayıs 2008

Chelsea Bosingwa'yı Transfer Etti


Şampiyonluğu kaçıran Chelsea transfere hızlı başladı! Porto'lu sağ bek Bosingwa için tam olarak 16.2 milyon sterlin ödediler.

Bosingwa Manchester'ın da transfer listesindeydi. Gary Neville'ın yerine geçmesi için düşünülüyordu ama Chelsea yine parayı bastırıp alma politikasına gitti. Bu transferin sonucu olarak Daniel Alves'den vazgeçtikleri sonunucuna varabiliriz. Chelsea'deki Portekizli nüfusu da artmış oldu böylece.

Bosingwa'yı yeteri kadar tanımadığım için yorum yapamıyacağım ama tanıyanlardan birinin BBC'de yer alan yorumları şöyle:

"İyi bir futbolcu ama o kadar para etmez. Paulo Ferreira daha iyi bir oyuncu. Porto'da görüşmeleri kim yapmış bilmiyorum ama kesinlikle iyi iş çıkarmış."

Bosingwa'nın gelişi ile Chelsea bu sezon istediği verimi alamadığı Belleti ile yollarını da ayıracaktır muhtemelen.

11 Mayıs 2008

Kaçan Sadece Şampiyonluk mu?

Chelsea şampiyon olması için yaklaşık 20 (yirmi) fark atması gereken maçta berabere kalınca şampiyon puan farkıyla Manchester United oldu.

Maç Chelsea ataklarıyla başladı. dakikalar ilerdikçe oyun dengelendi. Maçta 2 takımda çok gol kaçırdı. Turuncu kazaklı Cech maçı kurtaracak derken daha fazla dayanamadı ve beraberlik golü geldi. Sheva'nın gölü Ashley Cole'ün çizgiden çıkardığı toplar maçın ilginç pozisyonlarıydı. Ama maçın asıl pozisyonu maalesef başka.

Çok da ümitli değildi Chelsea taraftarı ama şampiyonluktan, asıl üzücü haber ise ilk yarının sonlarına doğru kaptanın sakatlanmasıyla geldi. John Terry'nin kolu kırıldı.

Gelecek maçta, sezonun en önemli maçında sahada olmayacak Terry. Rövanş 21 Mayıs'ta Moskova'da. Şampiyonlar Ligi finalinde Manchester United'la karşı karşıya gelecekler ve maçta kaptan Terry olmayacak.

02 Mayıs 2008

Grant Koltuğu Sağlama Aldı


Geldiği günden beri sürekli tartışılan menajer Avram Grant, gelecek sene de Chelsea'nin başında olacağına inandığını söylemiş. Grant, Abramovic'in klubun geldiği noktadan memnun olduğunu ve işini devam ettireceğine inancının tam olduğunu söylemiş.

Bu haber aslında Chelsea'de yeni bir devrin başlangıcı olarak da görülebilir. Grant'ten memnun olmayan bir çok isim var kadroda, sene sonu gidecekler listesi oldukça kabarık. Aynı şekilde Henk Ten Cate ile sorunları olan isimler de sene sonu ayrılık kararı verebilirler. Bu da Abramovic'in devasa servetinden bir kısmını daha harcaması demek...

Ben hala Grant'in Chelsea için yeterli olmadığı görüşündeyim. Bakalım zaman neler gösterecek...

Olan Biten

Şampiyonlar Ligi finali

Chelsea vs Manchester United @ Russia - Moskow
------------------------------------------------------------------------------------------------

Uefa Kupası Finali

Glasgow Rangers vs Zenit st Petersburg @ England - Manchester


Uzun bir ara verdik, dopdolu geçen 2 günün ardından bilet sahipleri de belli oldu. Rusların Avrupadaki çıkışı hızlanıyor, Uefa Kupasının ardından bu konuda yazarız umarım.

26 Nisan 2008

Pat Lampard'a...


Manchester şampiyonluğu ilan edebilmek, Chelsea ise gururunu korumak ve 2. kaptan Lampard'ın acısını hafifletmek için sahadaydı.

Aslında maçtan önce Ferguson'un açıkladığı gibi Chelsea 1-0 galip başlıyordu maça. Şampiyonlar ligi'nde yarı final oynayan 2 takımdan Chelsea salı, Manchester ise çarşamba akşamı oynamışlardı. 2 takımda deplasmandaydı ama Manchester daha fazla yol katetmiş ve yorgunluk daha fazla hissedilir olmuştu. Üstüne üstlük Chelsea çarşamba Manchester ise Salı günü tekrar CL'ye çıkacaktı ve Manchester normal olarak defansif oynayıp beraberlik kopartma peşindeydi.

Ama fiziksel yorgunluğa Chelsea'nin inanılmaz hırsı eklenince ilk dakikalarda çok zorlandılar. Hepsinin üzerine Vidic'in sakatlığı da tuz biber olunca mağlubiyet kaçınılmaz görünüyordu.

Ballack'ın golünden sonra tüm takımın "Pat Lampard: Rip" formasını havaya kaldırması güzeldi. Paranın takımı gibi sıfatlarla anılsalar dahi inanılmaz bir bağ var oyuncular arasında.

Tabi bağ demişken frikik için kavga eden Drogba ve Ballack'tan bahsetmiyorum. Gerçek olan bir şey var ki Drogba'nın saçma bir şekilde frikik kullanmakta ısrar etmesi. Son 1-2 aydır neredeyse bütün frikikleri kendisi kullanıyor ve hatırladığım kadarıyla sadece 1 golü var(lig kupası finalinde Tottenham'a). Bunun yanında Ballack sayılı frikik ustalarından birisi ve o varken Drogba'nın kullanması gerçekten absürd bir durum.

Carvalho'nun ilginç hatasıyla eşitliği yakaladı Manchester. 2. yarının başından golün gelişine denk hızlı ve güzel bir futbol izledik. Rooney golü attı ve sakatlığınından dolayı çıktı.

Manchester yeniden kapanmaya başlamıştı ki çiçeği burnunda ön libero olan Carrick'in eline çarpan top (ki pozisyonu net göremedim, bana yanlış karar gibi geldi) penaltıya sebebiyet verdi. Bu kez Ballack, Drogba'nın şımarıklığıyla uğraşmayıp topu kendisi aldı ve Van Der Sar'ı ters köşeye yatırdı.

Son bölümlerde bu kez Manchester bastırmaya başladı, özellikle son 10 dakika 2 kez çizgiden çıkan top (Ashley Cole ve Shevchenko) Chelsea'nin yarışa ortak olmasını sağladı. Bütün sezon yatan Sheva'nın belki de şampiyonluğu getiren kurtarışı yapması komik.

Son durum şudur:

Her 2 takımda 81 puanda ve Manchester ikili averajla önde. Bu yüzden kalan 2 maçı kazandığı takdirde şampiyon olacak. Ama futbol bu, bir sonraki maçları West Ham'la ve kolay geçmeyecek.

23 Nisan 2008

Drama : Liverpool : 1 - Chelsea : 1


Cech'in gününde olması, Liverpool'lu oyuncuların sahada resmen dayak yemesi, You will never walk alone'nun yarıda kesilmesi... 10 saniye sonra bitecek maçta kendi kalesine gol atan Riise...

Babel'in iyi futbolu, Xabi Alonso'nun varlığı... Liverpool 1 - 1 Chelsea

10 Nisan 2008

Şampiyonlar Ligi'nde Yarı Finalistler belli oldu.

Şampiyonlar Ligi'nde oynanan Çeyrek Final maçları sonrası Yarı Final eşleşmeleri kesinleşmiş oldu.

Şampiyonlar Ligi Yarı Finali'nde ilk maçlar 22 Nisan 2008 ve 23 Nisan 2008 tarihlerinde, ikinci maçlar ise 29 Nisan 2008 ve 30 Nisan 2008 tarihlerinde oynanacak.

Final öncesi üç ingiliz takımının varlığı kesinlikle dikkat çekici, bu konuya daha sonra başka bir yazıda değineceğim.

22 Nisan 2008

Liverpool - Chelsea

23 Nisan 2008

Barcelona - Manchester United

09 Nisan 2008

Vasat Maç : Chelsea Yarı Final'de

Dördüncü dakika'da Ballack golü attığında maçın gollü geçeceğini hatta Seviila F.C. - Fenerbahçe maçına benzer geçeceğini düşünmüştü(k)m. fakat öyle olmadı, maç inanılmaz vasat geçti. Alternatifi olan Liverpool - Arsenal maçını Internet üzerinden takip ettiğime maçlar tamamlandığında memnundum.

Maç boyu istediklerini yapamayan bir Chelsea ama bundan yararlanamayan bir Fenerbahçe vardı sahada, mücadele anlamında Gökhan Gönül hırsıyla ara ara ön plana çıksa da Kalou hızı ve tekniğiyle Gökhan Gönül'ü inanılmaz derecede zorladı.

Maçın tamamı neredeyse orta sahada oynandı. Maçın Türk spikeri'nin Chelsea'nin İstanbuldan daha kötü oynadığı fikrine katılıyorum lakin bunun yanında Fenerbahçe'nin de kötü olduğunu tespit etmek durumundayız zira istatistiklerde bu durumu söylüyor...

Doksan dakika boyunca Chelsea'nin kaleyi bulan toplam dokuz şutuna karşılık Fenerbahçe'nin sadece bir şutu vardı kaleyi bulan.

Maç'ın sonunda gelen ikinci Chelsea golü, bu dakikalarda risk alan Fenerbahçe'nin açık vermesi ve Essien'in üst düzey tekniğiydi. Essien, golü Lampard'a attırğında artık her şey Fenerbahçe için bitmişti.


Bu sezon elde edilen Çeyrek final başarısı, Fenerbahçe'nin Avrupa Kupaları tarihine baktığımızda gördüğümüz onlarca hezimet karşısında önemlidir. Yarı Final hayalini İstanbulda oynanan Chelsea maçı umut sosuyla bezese de bu hayal kısa sürdü.


Maç boyunca Fenerbahçe'de oynayan Edu'nun başarılı futbolu maçın uzun süre 1-0 gitmesinin en önemli nedenlerinden bir tanesi.

Dün gece kaç yaşında olursa olsun Avrupa Futbolundaki Makalele gerçeğine ise bir kez daha tanık olduk.