Jose, kariyerinde ilk kez 5-0'lık ağır bir mağlubiyet alırken Barcelona, El Classico'yu kazanma geleneğine devam ediyordu.
01 Aralık 2010
Gelenek devam ediyor...
11 Nisan 2010
Real Madrid 0-2 Barcelona
01 Nisan 2010
Arsenal 2 - 2 Barcelona

Bu maç sonunda aklıma gelen ilk cümle, "bundan sonra türk futbolu hakkında kritik yapmayı reddediyorum" oldu. Ayrıca bir daha her hangi bir maçtan sonra "maçın hakkı buydu hoca" diyene de iki çift sözüm var. Maç sonu yorumlarında İngilizler bile skora inanamıyordu. Hemen her maçında sahayı domine eden bir takım, nasıl olur da bu kadar ezilebilir? Cevabı maç sonunda Menajerler verdi;
31 Mart 2010
01 Mart 2009
Real’den üst üste 10. Galibiyet
Geçtiğimiz hafta Barcelona’yı kendi evinde eski Barcelona’lı Ivan De La Pena’nın golüyle 2-1 yenerek sürpriz yapan Espanyol’a bu kez kendi evinde mağlubiyeti yaşatan Real Madrid oldu.
Juande Ramos’un göreve gelmesiyle birlikte 9 maç üst üste kazanarak, Barcelona’nın şampiyonluğuna para yatıranların paralarını şimdiden ödemeye başlayan bazı bahis şirketlerini zor durumda bırakan Real Madrid 67. dakikada Guti ve 72. dakikada Raul’Un attığı gollerle üst üste 10. maçını da kazanmış oldu.
27 Ağustos 2008
Bu Lig Hiç Kolay Değil

26 Ağustos 2008
Panathiakos 1 - 0 Sparta Prag (2-1)
Artmedia 1 - 1 Juventus (0-4)
Wisła Kraków 1 - 0 Barcelona (0-4)
Bu gece oynanan üç maç ile Şampiyonlar ligine katılan üç takım belirlenmiş oldu. İlk maçlarını dörder tane atarak kotaran Juventus ve Barcelona'nın işleri Panathiakos'a göre elbette daha kolaydı ve beklenen oldu ama Şampiyonlar Ligi'nde iç sahada kazananın çoğunlukla ev sahibi olduğu gerçeği bize daha lig başlamadan hatırlatılmış oldu.
Panathiakos, deplasmanda kazandığı maçın rövanşında maç artık berabere bitecek dediğimiz, hatta bitti galiba demeye ramak kalan uzatmaların dördüncü dakikasında 90+4'de geçen sezon Flamengo'da 20 gol atan transferi Rodrigo Souza ile galibiyete ulaştı.
Juventus maçına hızlı giren Slovak ortasaha oyuncusunun golüyle öne geçen Artmedia oldu ama Juventus'un yeni transferi Amauri iş başınadaydı ve Juventus'a beraberliği getirdi. maç bu iki gol ile berabere bitterken amacına ulaşan elbette Juventus idi.
Aynı Juventus gibi evinde, rakibine dört gol atan Barcelona gecenin kaybedeni oldu. İkinci yarının başında Cléber'in attığı gol sonrası başka gol olmadı, olmadığını geçtik bari sıkıcı bir maç olmasaydı ama işte o oldu.
Favoriler amaçlarına ilk gün itibariyle ulaştılar ama bu gece ev sahiplerinin kaybetmedikleri ve mesaj dolu bir geceydi.
26 Ağustos 2008
Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme İlk Gün Maçları

26 Ağustos 2008
Panathiakos - Sparta Prag (2-1)
Artmedia - Juventus (0-4)
Wisła Kraków - Barcelona (0-4)
14 Ağustos 2008
Şampiyonlar Ligi'ne doğru, sondan bir önce
Şampiyonlar Ligi'nde gecenin sonuçları bizim takımlarımız açısından hiç iç açıcı olmasa da henüz hiçbir şey bitmiş değil. Juventus ve Barcelona attıkları 4 gol ile bu işi ilk maçta bitirdiler bana göre. Gecenin asıl sürpriz sonucuna ise Kıbrıs temsilcisi Anorthosis imza attı ve Yunanistan temsilcisi Olympiacos'u deplasmanda 3-0 mağlup etti.
26-27 Ağustos tarihlerinde oynananacak ikinci maçlar öncesi Galatasaray ve Fenerbahçe'nin alacağı sonuçlar dışında ben de hemen herkes gibi Anorthosis'in Şampiyonlar Ligi'ne girip giremeyeceğini çok merak ediyorum.
17 Temmuz 2008
Hleb Barcelona'da
Sonunda muradına erdi demek gerekiyor sanırım. Transfer dönemi başlamadan başlamıştı spekülasyonlar. Önce Inter'e gidecek dendi, sonra takımda kalacağı açıklandı ve şimdi de Barcelona'da...
Transfer bedeli 15m € kendisi de yıllık 3.5m€ alacak.
16 Temmuz 2008
Ronaldinho Milan'da

Beklenen transfer sonunda gerçekleşti. Milan'ın bonservis konusundaki dayatması işe yaradı ve kelepir sayılabilecek bir fiyatla bonservisini aldılar. Ronaldinho senede 6.5m alacak.
Bu transfer sonucunda artık Seedorf'un yedeğe çekileceğini düşünüyorum. Tabi Ronaldinho'nun 2 senedir kurtulamadığı sakatlıklarda bu durumda belirleyici olacaktır.
28 Haziran 2008
Daniel Guïza ile ilgilenen sayısı arttı !
Daniel Guïza'nın hem menejeri hem de sevgilisi olan Nuria Bermúdez,
"Bize ilgilerini ifade eden çok sayıda klüp var ama henüz karar vermiş değiliz, bize sunulan opisyonları tekrar gözden geçirip karar vereceğiz"şeklinde bir beyanat verdi bugün Euro 2008 Final maçı için sevgilisiyle birlikte bulunduğu Viyana'da.
Daniel Guïza'nın sevgili ve menejeri, Bermúdez'in bahsettiği ilginin içinde Fenerbahçe'nin yanında Barcelona, As Roma, Manchester City takımlarının da ilgisi var.
27 Mayıs 2008
Barcelona Transfere Devam

Kendi altyapısından yetiştirip Manchester'ın kaptığı bir değeri geri kazandı Barcelona. Gerard Pique artık Barcelona'da. Şöyle yazmışız kendisi için:
-"Gerard Pique Bernabeu, 87 doğumlu bir futbolcu. Soyadında Bernabeu geçse de o bir katalan ve Barca altyapısından yetişti. 3 yıl önce transfer edildi ve geçen sezonu kiralık olarak Zaragoza'da geçirdi. İzlediğim tüm maçlarda ilk 11'de oynadı ve sırıtmadı. Defansın ortasında ve sağında oynayabiliyor. Şu an en büyük sorunu önündeki ikiliyi kesme şansının olmaması. Vidic ve Ferdinand mükemmel bir ikili ve daha yıllarca oynayabilecek yaştalar. Ama takım bir çok kupada mücadele ettiği için rotasyonda yer alıyor. Bir defans oyuncusuna göre ileri bir tekniğe sahip, isabetli uzun paslar atabiliyor. Zaragoza'da oynarken bir röportajında Alex Ferguson'un kendisini sürekli aradığını ve takip ettiğini ve bunun kendisini çok mutlu ettiğini söylemişti."
Gurbette yedek kalmaktansa evde savaşırım demiş. Hayırlı olsun.
26 Mayıs 2008
Keita Barcelona'da

Sevilla'nın orta saha oyuncusu Keita artık Barcelona'da... 14m € bonservis bedeli ödenmiş ve 4 yıllık kontrat imzalanmış.
Geçen sezon Motta'yı satan, bu sezon Edmilson ve Deco'yu kaybedecek olan Barcelona'ya güç vereceği kesindir. Yaya Toure benzeyen bir oyun yapısı var. Açıkçası onun yerini alması zor ama hem kadroyu güçlendirmek için hem de rekabeti arttırmak için mükemmel bir seçimdir.
Bu adamın transferi ile beraber artık orta saha oynayan bir Marquez görmeyiz, o da bana yeter.
24 Mayıs 2008
Hayal Kırıklığı #1 Barcelona

Yeni bir seriye başlıyoruz. Bu sezonun hayal kırıklığı yaratan takımlarına göz atacağız. Sıralama tamamen rastgele, aklımıza geldikçe yazacağız işte. İncelemede şu an aklıma gelen takımlar; İspanyadan Barcelona, Valencia, Zaragoza, Sevilla, İtalyadan Milan ve Lazio, İngiltereden de Tottenham, Newcastle ve Liverpool olacak. Listede değişiklikler olabilir, eğer sizin de düşündüğünüz bir takım varsa onu da ekleriz. Girişi uzatmadan başlayalım:
Sezona geçen sezon kaçan şampiyonluğu almak ve elbette Şampiyonlar Ligi Kupası hedefi ile girmişti Barcelona. Sezon sonu baktığımızda ligde haftalar kala havlu atılan şampiyonluk ve yarı finalde bırakılan CL var.
Sezon başında yapılan transferler hedefe odaklıydı aslında. Geçen sezon Eto'o nun sakatlığında yerini dolduramayan Saviola gönderildi, yerine artık efsane olmuş bir isim, Henry alınmıştı. Ayrıca defansif orta saha eksikliğini gidermek için Yaya Toure, defansın ortasına Milito ve sol beke Abidal getirildi. Transfeler başarılıydı aslında, hem takımın eksik görülen bölgeleri güçlendirildi hem de kadroya rotasyon derinliği kazandırıldı. Transferlerin haricinde genç takımdan gelen Dos Santos ve Bojan'da takıma ekstra güç oldu.
Transferlerde takımdan giden kilit bir oyuncu ise olmadı. Guily, Saviola, Motta, Belletti aklıma gelen isimler. Bu isimler pek sorun olmasa da Barcelona'nın en büyük kaybı Rijkaard'ın akıl hocası Henk Ten Cate'nin ayrılmasıydı. Bu sezonki başarısızlıkta bu kaybın önemli rol oynadığına inanıyorum.
Sezon öncesi Bayern'i 1-0 yendikleri maçla taraftarlarına biraz daha güven verdiler. Devam eden Eylül ayı boyunca da 5 galibiyet ve 1 beraberlik aldılar ve sezona iyi bir giriş yaptılar. Sakatlıkları devam eden Eto'o ve Ronaldinho'nun yokluklarına rağmen Messi'nin durdurulamaz performansları Barcelona'yı taşıyordu.
Ekim ayı'da Messi rüzgarıyla geçti. Ekim ayında 5 maçta 3 1 1 yaptı Barcelona. Mağlubiyeti sezonun süprizi Villareal'den aldılar. Beraberlik ise savunma yaparak Uefa Kupası finaline kadar çıkan Rangers maçında geldi. Henry bir türlü istenen performansı gösteremese de ne Eto'o ne de Ronaldinho akıllara geliyordu.
Kasım ayı bir değişiklik getirdi takıma. Deco sakatlandı, uzun süre oynayamadı. Ama Ronaldinho iyileşti ve takıma döndü. Bu ay içerisinde 6 maçta 4 2 1 yaptılar. Beraberliğin biri zaten çıkmayı garantiledikleri Lyon karşısında diğeri de 11 kişi savunma yapan Valladolid'e karşı alındı. Mağlubiyet ise son sezonlarda Barcelona'ya sürekli sorun çıkaran Getafe'nin eseriydi.
Aralık ayında Eto'o da sakatlıktan kurtuldu. Böylece Henry klubeye gönderildi ve Eto'o eski yerine yerleşti. Deco'nun iyileşip yeniden sakatlandığı dönemler başladı. Asıl sorun ise çöküşün başlangıcı olarak gösterebileceğimiz Messi'nin sakatlanmasıydı. Bu aya kadar takımı taşıyan Messi sahalardan uzun süre uzak kalacaktı. Yine Aralık içerisinde Barcelona çok büyük bir darbe daha yedi. Yenilmesinin neredeyse imkansız olduğu, kalesi Camp Nou'da en büyük rakibine, Real Madrid'e yenildi.
Ocak ayında ligde oynadığı 4 maçta sadece 1 beraberlik almasına ve Kral Kupası'nda yarı finale çıkmasına rağmen hem taraftarlardan hemde klubun içinden yükselen sesleri durduramadılar. Evet zor da olsa ilerliyordu takım ama ne eski güzel futbolundan ne de bol gollü maçlardan eser yoktu.
İlerleyen aylar ise sorunlar çözülmedi, aksine giderek büyüdü. Mart ayı çöküşün resmi gibiydi, 7 maçta sadece 2 galibiyet alabildi Barcelona. Kral Kupası'ndan elendiler ve ligde de geriye düştüler. Düşüş Nisan'da da devam etti. Nisan ayı içinde 8 maç yapan Barcelona sadece 4 gol atabildi. Yine bu ay Camp Nou'da 4 maçta sadece 1 gol atabildiler. Ve final... Bu ay Real Madrid'i alkışlarla çıkardılar sahaya..
Peki ne oldu da bu sezon'un en büyük favorisi bu hale geldi? Bu sorunun cevabını oluşturan bir çok nokta var ama bu noktaların başında Rijkaard geliyor. Onun dışında sakatlıklar, Ten Cate'nin ayrılışı, kadronun yeterince derin olmayışı, bozulan takım kimyası ve futbolcuların ego çatışmaları takımı çökerten sebepler.
- Sahaya çıkan 11'ler çok kötüydü. Henry, Eto'o ve Bojan bir çok maçta kanatlarda oynadılar ve bu performanslarına çok kötü yansıdı. Gudjohnsen orta sahada ne kadar oynayabilirse o kadar oynadı işte.
- Sistem bozuldu. Geçtiğimiz sezon çok pas yaparak rakibini boğan, boşluğu bulur bulmazda içeri sokulan takım gitti. Onun yerine genellikle 3, bazı maçlarda 4 santrforla oynayan takım geldi. Orta saha hakimiyeti kayboldu.
- Kadro yetersizdi. Sezon başlangıcı için kadro derinliğini arttıran transferler yapıldı demiştim. Ama kadronun yetersizliği, Ronaldinho'nun yerini Henry'nin doldurmaya çalışmasına sebep oldu.
- Uzun süreli sakatlıklar yaşandı. Ronaldinho, Eto'o ve Deco gibi geçtiğimiz sezonlarda takımı sırtlayan futbolcular bu sezon çok az forma şansı bulabildiler. İçlerinde en fazla forma giyen Eto'o ligde sadece 22 maça çıkabildi. Bu sakatlıklar bir yana Barcelona'yı asıl vuran Messi'nin sakatlanması oldu. Onun çıkmadığı neredeyse her maçta zorlandılar. Üretkenlik, yaratıcılık ve pozisyon bulma'da sorun yaşadılar.
Barcelona gelecek sezon için büyük bir revizyona giriyor. Başlangıç olarak Rijkaard'ın yerine efsane futbolcu Guardiola getirildi. Deco, Eto'o ve Ronaldino başta olmak üzere bir çok futbolcu ayrılmak istediğini açıkladı. Bakalım gelecek sezon Barcelona'ya neler getirecek...
17 Mayıs 2008
Michael Laudrup, Getafe'den ayrıldı.

Bu sezon Getafe için beklenmeyen düzeyde harika bir sezon geçti. Hedef La Liga'da kalmaktı ama hem bu başarıldı hem de İspanya Kral Kupasında Final oynandı, yetmedi Uefa Kupasında da çeyrek Final oynadılar. Uefa Kupasında bayern Munich karşısında geldi denilen Yarı Final, belki de tecrübe yetersizliğinden beş dakika'da ellerinden uçup gitti.
Getafe klübü ve taraftarları tüm bu başarıları yaşarken teknik direktörleri Michael Laudrup'du. 2002 ile 2006 yılları arasında Danimarka'nın Brondby takımını çalıştıran Laudrup, sonrasında göreve geldiği Getafe dahilinde misyonunu tamamladığını düşünüyor ve ayrılma kararının temelinde bu var.
Önümüzdeki sezon içinTeknik Direktörü olmayan klüplerin neredeyse tamamı için ismi geçiyordu ki bunların içinde Barcelona ve Galatasaray da var. Kendisiyle ilgilenenler arasında ismi basına yansıyan takımların tamamı yeni Teknik Direktörlerini belirlediler, birisi hariç...
Galatasaray henüz bir Teknik Direktör atamadı, Laudrup'un menejerinin bir Türk olan Bayram Tutumlu olması da ilginç bir anekdot. Şimdi herkes Galatasaray'ın kendisini Türkiye'ye getirip getiremeyeceğini merak ediyor.
Bekleyelim, görelim.
16 Mayıs 2008
Yaprak Dökümü Başlıyor

Bu yaz çok hareketli bir transfer dönemi geçireceğiz gibi görünüyor. Milan ve Inter'in gençleştirme operasyonları yapması, Juventus'un şampiyonlar ligi hedefine yönelmesi, Liverpool'un artık başarılı olmak zorunda olması, Barcelona'nın yeniden yapılanması gibi sebepler bir çok transfer haberi duyacağımızı gösteriyor.
Yazın en hareketli klupleri muhtemelen Milan ve Barcelona olacak. Barcelona'da ayrılacakların listesi ise yavaş yavaş şekilleniyor. İlk kurşun Deco'dan geldi:
"İngiltere veya İtalya'ya gidişim neredeyse kesin gibi. Artık İspanya'da kalmak istemiyorum, burada Barcelona ayarındaki tek takım Real Madrid ve ben de orada asla oynamam."
Bu sezon sakatlıklar yüzünden çok az maça çıkabildi Deco. Ama önceki yıllarda takımın en önemli parçalarından biriydi. Yabancı gazetelerde muhtemelen Chelsea'ye gideceği yazıyor. Ne kadar doğrudur bilemiyorum ama Premier Lig'e çok yakışacağı kesin...
Sadece Deco değil elbette. Gelecek sezon muhtemelen takımda göremiyeceğimiz isimler arasında Ronaldinho, Eto'o, Thuram, Gudjohnsen ve Zambrotta'da bulunuyor.
Fotomaç için bugün bayram günüdür...
08 Mayıs 2008
El Clasico : Real Madrid - Barcelona

Bu yıl izlediğim en iyi Madrid ile en kötü Barcelona karşılaştı. Sonuç Real Madrid 4 - 1 Barcelona...
Aslında takım kadroları belirdiği zaman kafamda soru işaretleri vardı. İlk olarak Barcelona'nın orta sahada Yaya Toure ve Xavi ile başlaması ilerde Gudjohnsen, Henry, Bojan ve Messi ile oynaması garip gelmişti. Çünkü Rijkaard ne kadar denerse denesin Gudjohnsen asla bir orta saha oyuncusu olamaz, özellikle büyük maçlarda...
Bunun yanında Real Madrid'te Marcelo'nun performansından şüphe duymuştum, savunma açısından eksikleri olduğunu düşündüğüm bu adamın Messi karşısında ne yapacağını düşünüyordum.
Hakem düdüğü çaldığı andan itibaren Real Madrid fırtına gibi esmeye başladı. Maç boyunca orta sahada ve hücumda mükemmel pres yaptılar. Kaptıkları topları da tek paslarla hızlı bir şekilde değerlendirip gol aradılar.
Takım olarak mükemmel bir performans izledik Real'den. Ama ben her zaman yaptığım gibi içlerinden birisini ayıracağım; Fernando Gago... Gerçekten anlayamıyorum bu kadar enerjiyi nereden buluyor bu adam? Sahanın her yerinde ayak izi vardır. İnanılmaz bir pres, harika zamanlamalarla gelen top çalmalar, oyunu açma yeteneği, kısa ve net paslar, oyunu yönlerdirme... Defansif bir orta saha oyuncusu nasıl oynamalıdır sorusunun en mükemmelleştirilmiş halini gösterdi bu gece.
Onun haricinde Sneijder, Marcelo, Raul, Diarra, Ramos, Guti ve takımın kalan üyeleri de harika bir maç çıkardılar.
Barcelona'nın eksik orta sahası çok canlarını yaktı bu gece. Özellikle Iniesta'nın yokluğu çok belliydi. Bu gece yaşanılan rezaletin tek sorumlusu Rijkaard değil elbette, futbolcular da -Messi dışında- çok kötü bir gece geçirdiler.
Yarın daha ayrıntılı yazarız elbet, bu gece yaşattığı ziyafet için Schuster'e teşekkür edip postu bitireyim şimdilik.
05 Mayıs 2008
İspanya'da Hafta Sonu

- Real Madrid üst üste 2. kez şampiyonluğunu ilan etti. Avrupa'dan erken çekildikleri 2 sezonda ligi domine edip şampiyon oluyorlar, nazar değmesin. Osasuna ise düşmeye bir adım daha yaklaştı. Real Madrid'i şampiyon yapan goller 85 ten sonra geldi. Osasuna 1 - 2 Real Madrid
- Barcelona sezonun tüm acısını Valencia'dan çıkardı. Düşene tekme vurmadılar, düşenin üzerinden geçtiler. Gelecek hafta Madrid deplasmanına gidecek Barcelona... Barcelona 6-0 Valencia
- Nihat bu haftayı da boş geçmedi. Villareal'in Getafe'yi 2-0 yendiği maçta, goller Nihat'tan geldi. 2 golü de kızına armağan etmesi güzeldi.
Tüm sonuçlar;
Osasuna - Real Madrid 1 - 2
Real Zaragoza - Deportivo La Coruna 1 - 0
Atletico Madrid - Recreativo Huelva 3 - 0
A.Bilbao - Mallorca 1 - 2
FC Barcelona - Valencia 6 - 0
Sevilla - Valladolid 2 - 0
Villarreal - Getafe 2 - 0
Levante - Espanyol 1 - 1
Racing Santander - Murcia 3 - 2
Almeria - Real Betis 1 - 1
03 Mayıs 2008
Ronaldinho'nun Türkiye'ye geleceğine kim inanır ?
Uzun süredir Barcelona kadrosunda yer almıyor Ronaldinho, Dünya kupasından sonra düşüşe geçtiği bariz bir şekilde ortada bu onuda ileri de gündem biraz rahatlayınca bir yazı yazacağım ve yazının konusu muhtemelen Dünya Kupaları sonrası yıldız futbolcuların kariyer gidişatları hakkında olacak. Bu sezon Barcelona'dan ayrılması düşünülüyor hem Barcelona hem de Ronaldinho cephesinin ortak fikri gibi bu neredeyse ama Ronaldinho'nun fiyatı el yakıyor...
Barcelona başkanı Laporta, Ronaldinho için "O bizim için 40 milyon Euro'dan daha değerli" açıklamasını yaptı. Ronaldinho ile ilgilenen iki klüpten Önce Milan Başkanı Berlusconi ve akabinde de Inter Milan Başkanı Moratti " Ronaldinho bizim için çok pahalı" dedi.
Türk basınına bakıyorum da Roberto Carlos'un ülkesinde, Aziz Yıldırım için yaptığı "Başkanın çok parası var isterse Ronaldinho'yu bile alır" açıklamasının gazıyla ronaldinho'yu Fenerbahçe'ye hemen hergün getirdiler, imza attırdılar, photoshop ile orma bile giydirdiler.
Şİmdi elimizi vicdanımıza koyup soralım "Milan ve Inter Milan gibi dünyanın en zengin klüpleri listesinde başa güreşen takımların "Bizim için çok pahalı" diye açıklama yaptığı bir futbolcunun Türkiye'ye gelmesi ihtimaline kim inanır?" Evet, evet bildiniz ancak Kadir İnanır.
30 Nisan 2008
Finale İlk Bilet Manchester'ın

Çok zevkli bir maçtı, sürekli söylediğim sapık futbol ve hayvani kondüsyonu bir kez daha gördüm ManU'da... Scholes'un mükemmel golü "gollü beraberlikler dışında tüm beraberliklerin yaradığı" Barcelona'ya yetti (ah ilker yasin ah). Kantone olsa böyle olur muydu yoksa daha mı farklı olurdu bilmiyorum. Ronaldo çok hırslıydı, kaybettiği topun arkasından inanılmaz deparlar attı ama Zambrotta'ta tarafından da mükemmel bir şekilde durduruldu. Barcelona'da ise Eto'o kötüydü. Frank Rijkaard sezonu elleri boş bir şekilde kapamayı garantiledi, sezon sonuna eline biletini alır herhalde...





