Arsenal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arsenal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

01 Nisan 2010

Arsenal 2 - 2 Barcelona


Bu maç sonunda aklıma gelen ilk cümle, "bundan sonra türk futbolu hakkında kritik yapmayı reddediyorum" oldu. Ayrıca bir daha her hangi bir maçtan sonra "maçın hakkı buydu hoca" diyene de iki çift sözüm var. Maç sonu yorumlarında İngilizler bile skora inanamıyordu. Hemen her maçında sahayı domine eden bir takım, nasıl olur da bu kadar ezilebilir? Cevabı maç sonunda Menajerler verdi;


Wenger :"The way we gave the ball away today is beyond understanding. But Barca's display was art. Football, but art."

Guardiola : "Last year, we won all the prizes but we never played away in the Champions League like today. Never, never. The first 45 minutes was the best my team has played."

31 Mart 2010

Arsenal v Barcelona


2006'nın rövanşı bu akşam Londra'da...

21 Ağustos 2008

Mikael Silvestre Arsenal'de


Manchester United cepten yemeye devam ediyor. Defansta Gerard Pique'nin ardından Silvestre'de satıldı.

Arsenal açısından bakıldığında gereksiz transfer olarak görülebilir. Silvestre defansın ortasında ve solunda oynayabiliyor, o bölgelerde Arsenal'in zaten yeterince derin bir kadrosu var. Ancak derinliği sağlayan oyuncular çok genç ve tecrübesiz. Silvestre gibi bir isim her zaman hoşgelir böyle bir kadroya. Fransız olması da transferin gerçekleşmesinde bir etken, zira Gallas, Sagna, Clichy ve Traore gibi çok sayıda Fransız oyuncu var. İlk 11 de yer bulabileceğini sanmıyorum ama dediğim gibi tecrübeli ve yetenekli bir oyuncu ve iyi bir ekleme oldu.

Transferi Manchester açısından düşündüğümde ise sebep bulamıyorum. Geçen sezon defans kadrosu yeterince derin olmadığı için çok zorlanmıştı Manchetser, bu sezon da Pique ve Silvestre gitti. Evra'nın yedeği olarak 18 yaşındaki Fabio kaldı. Defansın ortasında ise Jhon O'Shea ve Jonathan Evans (gerekirse Wes Brown) yedek olacaklar. Ama dediğim gibi bu kadar yetenekli ve tecrübeli br oyuncuyu satmanın gereğini çözebilmiş değilim. Yapılacak tek şey kalıyor, tüm Manchester taraftarları gibi "In Ferguson we trust" demek.

Bu arada küçük bir not : Mikael Silvestre 1974 yılından bu yana Manchester'dan Arsenal'e geçen tek oyuncu

16 Ağustos 2008

İyi Futbol Değil, Kazanmak İstiyorum


"Bir çok insan bizim hakkımızda konuşuyor ve bizim pozitif futbol oynadığımızı söylüyorlar. Pozitif futbol iyidir ama geçen sezon bize bir şey kazandırmadı. "

- Adebayor, Twente maçı sonrası görüşlerini açıklıyor.

(uzun, çok uzun bir aranın tekrar merhaba. umarım bundan sonra böyle ayrılıklar yaşamayız.)

17 Temmuz 2008

Hleb Barcelona'da


Sonunda muradına erdi demek gerekiyor sanırım. Transfer dönemi başlamadan başlamıştı spekülasyonlar. Önce Inter'e gidecek dendi, sonra takımda kalacağı açıklandı ve şimdi de Barcelona'da...

Transfer bedeli 15m € kendisi de yıllık 3.5m€ alacak.

02 Haziran 2008

The Boss



Emirates Stadı'nda konser veren ilk sanatçı : Bruce Springsteen

06 Mayıs 2008

Lehmann'ın Vedası


Kariyerini ilerde ayrıntılı şekilde yazarız, şimdi hoşçakal deme zamanı 38 yaşındaki Lehmann'a. Pazar günü oynanan Everton maçının son 20 dakikasında oyuna girdi Lehmann. Bunun sebebi ise son kez taraftarla buluşmak ve onlara veda etmekti. Maçtan sonra gözünde yaşlar ve yüzünde gülümse ile son kez dolaştı sahada...

"Gözümde bir iki damla yaş var. Benim için harika bir veda oldu. Bu vedayı asla unutmayacağım..."

03 Mayıs 2008

Kararı Flamini Verecek


Sezonun flaş isimlerinden birisi Flamini. Sezon boyunca oynadığı maçlarda takımın defansif yükünü sırtladığı ve bu işi de hakkıyla yaptığı bir gerçek. Sakatlığı sebebiyle oynayamadığı maçlarda Arsenal'in ne kadar zorlandığına hep beraber tanık olduk.

Flamini bu oyunuyla sezon sonu bitecek kontratı öncesi bir çok takımın ilgisine mazhar oldu elbette. Bonservisinin elinde olması, kendisini isteyen takımlar için çok büyük bir avantaj. Şu an Juventus ve Milan'ın kendisiyle ciddi olarak ilgilendiği haberleri ortalarda dolaşıyor. Bonservis ücreti vermeyecekleri için oyuncunun ücretini dolgun tutabilirler ki bu da Flamini'nin Arsenal'den alabileceği kontrattan daha fazla olacaktır.

Genç oyuncunun kafası ise bu ilgiden dolayı karışık. Henüz ne yapacağına karar vermiş değil. Şu bir gerçek ki Wenger'in yönetiminde olmasa bugün burada olamazdı. Bu yüzden sadakat ve para arasında bölünmüş durumda.

Wenger ise daha soğukkanlı bakıyor olaya. "Sadece bir futbolcumuz serbest kalacak, o da Mathieu Flamini. Kalmasından yana olsak da nereye isterse gidebilir, bu onun vereceği bir karar.”

Bu sözlerle aslında Fifa'ya şikayet ettiği Inter'e de gönderme yapmış. Bildiğiniz gibi Inter Hleb'le Arsenal'in izni olmadan görüşmelerde bulunmuştu. Kontratı devam eden oyuncusuna bu teklifin yapılmasına kızan Wenger ise Inter'i, Fifa'ya şikayet etti.

28 Nisan 2008

Young Player Of the Year


Cesc Fabregas - Arsenal

25 Nisan 2008

Thierry Henry : " Barcelona'da mutluyum"



Geçtiğimiz günlerde spagetti, burada Henry'nin Arsenal ve Barcelona performanslarını kıyaslamış, Henry de sanırım ( E haliyle) bu istatistiklere hakim İngiliz ve İspanyol basınının mutsuz olduğu çıkarımı yapmasına yanıt vermek istemiş ve aşağıdaki demeci vermiş.

"Benim için İngiletere'de tek takım var o da Arsenal, herkes zaten Arsenal'e olan sevgimi biliyor. Arsenal taraftarıyım. Beni bilen herkes eğer mutsuzsam mutsuzum diyeceğimi bilir, burada (Barcelona) mutsuz değilim."

20 Nisan 2008

Sapık Futbol Nedir? Nasıl Oynanır?


Sapık futbol tamamen benim uydurduğum bir futbol terimi olup, Manchester United ve Arsenal takımları tarafından başarıyla uygulanmakta olan bir sistemdir.

Bu sistemde diziliş 10-10-10 şeklindedir. Kısaca herkes her yerde sistemi olarak da bilinir.

Dün oynanan Arsenal - Reading maçı için yazıyorum bunları. Arsenal sezon başındaki sapık futboluna geri döndü, inanılmaz zevkli (Reading taraftarları dışında) ve ultra dominant bir futbolla 2-0 kazandılar maçı. Bu adamları dünyanın diğer takımlarından özellik maçları halı sahada gibi oynamaları. Van Persie eski formunu yakalamış görüntüsü verdi. Fabregas, Hleb ve Walcott her alanda yer aldılar. Song sülalesinin genç kuşak temsilcisi Alexandre Song defansa alışıyor. Özellikle Walcott ve Van Persie mükemmeldiler... Van Persie'nin direkten dönen bir frikiği var, izlerken ağzım açık kaldı..

Sapık futbolun diğer temsilcisi Manu ise 1 puan 88'de Tevez'in attığı golle kurtarabildi. Maçı izleyemedim ama biraz frenlemek iyidir. Böylelikle bitime 3 hafta kala Chelsea ve Manu arasındaki puan farkı 3 olarak kaldı. Önümüzdeki hafta Stamford Brigde'de Chelsea - Manchester United maçı var. Siz düşünün artık...

12 Nisan 2008

Fox Tv'ye "HAYIR"

İngiltere Premier Ligi Ntv'de yayınlanırken birden Tv 8'e geçtiğinde yayın hakları Murat KOSOVA'nın " İşte Premier Lig bu !" nidalarını bir daha duyamayacak olmak bile hüzünlendirmişti beni, eminim bir çok futbolseveri de ki bu konuda yalnız olmadığıma da eminim.

Tv 8'in İngiltere Premier ligini yayınlayacak olmasını bile hazmedememiştim, o derece EPL Ntv ve Murat KOSOVA ile kazınmış beynime, bunu bile hazmedemeyen bendeniz, yayın haklarının Fox Tv'ye transferinden sonra malesef anladım ki beterin beteri varmış ve Fox Tv bu atasözünü bize kanıtlamak için bu yola baş koymuş.

Kalitesiz yayınların yanısıra artık maçları bile seyredemez olduk neredeyse. Fox Tv son derece popülist bir yaklaşımla belki 15, 20 dakika oynayacak Tuncay ŞANLI aşkına birçok önemli maçı yayınlamaz oldu, bunu da geçtik artık yeni bir sorunsal var EPL izleyenleri için ki o da " Bez Bebek" sorunsalı. "Bez Bebek" bir dizi ve EPL sevenlerin maç izlemek için Tv başına geçtiği hemen her zaman karşısına çıkıyor.

13 Nisan 2008 tarihinde İngiltere Premier ligi'nin bu sezonki en önemli maçlarından birisi olan Manchester United - Arsenal maçı var lakin Fox Tv bu maçı yayınlamayacak bunun yerine Liverpool - Blackburn maçını yayın programına almış, bu hafta en azından "Bez Bebek" dizisi yayınlanmayacak lakin böylesine önemli bir maç varken başka bir maçın yayınlanacak olması artık son nokta oldu.

Fox tv ya yayın haklarına sahip olduğu EPL'in hakkını versin ya da önümüzdeki sezondan itibaren yayınları düzgünce yapabilecek bir kanala bıraksın bu işi. Tv 8'i bile hazmedemeyen bünyelerimiz artık bu eza'dan kurtulsun.

09 Nisan 2008

Fantastik Maç : Liverpol Yarı Final'de


Dün inanılmaz bir geceydi Şampiyonlar Ligi için. Anfield'da fantastik ötesi bir maç ve gol vardı. Açıkcası benim için atılan bu gol maçın önüne geçmiştir. Golün adı Adebayor idi ama...

Dün burada karşıma bu fotoğraf çıktı, Mesico 86 Dünya Kupasını yazmak geldi içimden demiştim ama bunun neden içimden geldiğini anlayamamıştım, üstüne bir de Mexico 86'da Maradona'ya ait golü eklemiştim.

İşte dün bunu sanırım Theo Walcott için yapmışım dedim maç bittiğinde. Theo Walcott Mexico 86'da Maradona'nın attığı gole nazir yaparcasına inanılmaz bir top sürdü. Topu defanstan aldı, birer birer karşısına geçen kim varsa geçerek topu ceza sahası içine kadar sürdü ve pasını Adebayor'a verdi, o da bomboş pozisyonda bu golü yaptı.

Bu fantastik maçta atılan fantastik gole bir bakın...




Gol sonrası Arsenal Beraberliği de yakalamış oldu, maçın bitimine kalan altı dakika nedeniyle, turu geçtiklerini düşünen Adebayor'un gol sevinci miydi bu? Hiç sanmıyorum, Theo Walcott'un taşıdığı inanılmaz top bu maça dahil olan herkesin coşkusunun esin kaynağıydı.

Seksenbeşinci dakika'da yani golün hemen akabinde kazanılan penaltı Liverpool adına turun habercisi oldu, uzatmalarda da dördüncü gol geldi ve Liverpool dün dediğimiz gibi turu geçti.


Elenen Arsenal bu sene Şampiyonlar Ligi'nde atılan belki de en güzel golün sahibi Theo Walcott'un golüyle bye bye demiş oldu.

06 Nisan 2008

Cumartesi Notları, Beyaz Mendiller ve Beyaz Bayraklar


Dün yine fazlasıyla hareketli bir gün geçirdik.

- Porto şampiyon oldu! Lucho ve Quaresma seneye kalacaklar mı bakalım.

- Arsenal ve Liverpool 3 gün arayla oynadıkları 2. maçtan da eşitlikle ayrılmışlar. Yine -mışlar diyorum çünkü maçın tamamını izleyemedik bez bebek yüzünden. 1-1

- Chelsea, Man City'i rahat geçti. Ballack, Makalele, Drogba, Malouda ve Joe Cole (70. dakikada girdi oyuna) dinlendirildi. 2-0

- Roma çok rahat başladığı maçı az kalsın rezil olarak kapıyordu. 1 dakika içerisinde 2 gol yemek büyük başarı gerçekten. De Rossi 80. dakikada penaltıdan golü attı ve kurtardı Roma'yı. Totti penaltı atılırken gözlerini kapadı. De Rossi'nin sevinci de muazzamdı. Roma 3 - 2 Genoa

- Milan Pato ve Gilardino'nun sakat oldukları maçta (çok fazla sakat var aslında) Cagliari'yi yenmeyi başardı. Başardı ama artık yeter yahu. Favalli sakatlanıyor, yerine Cafu alınıyor. Ambrosini mükemmel bir futbolcu, şu an 2. kaptan ve Maldini gidince kaptanlık ona verilmezse çok büyük haksızlık olur. Milan 3 - 1 Cagliari

Gelelim beyaz mendiller ve beyaz bayraklara. Mendilden başlayalım;

- Real (Mallorca - Madrid) maçında tribünler topluca beyaz mendil salladılar. Maçın ilk yarısında hakem Madrid'e kıyak geçti, neredeyse her pozisyon Madrid lehine çalındı. 2. yarı sahaya başka bir hakem geldi sanki bu kez bütün düdükler Mallorca lehine çıkmaya başladı. Rezalet bir hakemdi anlayacağınız. Madrid maçın son dakikalarını 1-1'i korumaya çalışarak geçirdi. Çok zor bir deplasman diye yazmıştım, hakem yüzünden iyice boka sardı. Mallorca 1-1 Madrid

- Rezalet bir hakem haberi de bizden geldi. Fenerbahçe hakem sayesinde kazanmış. Maçı izlemedim elbette, sözlük kendinden geçince meraktan baktım. Her seferinde olduğu gibi hakem hataları yüzünden birbirine girmiş taraflar. Çok abartıyoruz çok... Tamam hakem kötüdür, tu kakadır da bu hakemin suçudur, bunun üzerinden komplo teorisi üretmeye ne gerek var? Bu kadar abartmaya gerek yok sonuçta, hakem hataları her zaman olur. Galatasaray ve Beşiktaş resmi sitelerinden bir açıklama yapmışlar, aferim size!

03 Nisan 2008

İlk Maçların Ardından


Şampiyonlar Liginde ilk maçlar tamamlandı. Barcelona ve Manu rövanş için kesin bir avantaj elde ederken, Liverpool ve Fenerbahçe bu iki takım kadar olmasa da rahatlatıcı skorlar aldılar.

- Schalke, Barca'yı yanlış çözümlediğini gösterdi. Maçın başında kendi sahasını tamamen kapamaya, pas trafiğini engellemeye çalıştı. Tabii ne kadar denerseniz deneyin, İniesta'nın mükemmel pasıyla çaresiz kalabiliyorsunuz. Bojan son 3 maçta 4. golünü attı. 2. yarı Schalke tam saha oynamaya, kendi sistemini kullanmaya başladı. Bunun sonucunda gollük pozisyonlar da buldular ama biraz şans, biraz da beceri lazım... Schalke orta sahasında Rakitic, Jones ve Grossmüller'in (ki neden oymadığını anlamadım bile) yokluklarını hissetti bana kalırsa. Schalke'nin bu maçı İspanya'da çevirebileceğini sanmıyorum açıkçası.

- Roma için söylenecek pek söz yok. Manu karşısında bu sezon gördüğümüz diğer tüm takımlar gibi çaresiz kaldılar. Ronaldo ve Rooney yarı final biletini kesti. Olan Olimpico'da maçı seyreden 80bin seyirciye oldu.

- Fenerbahçe çok şanslı bir gece geçirdi. David'in inanılmaz şutu ağlara gitmese işleri çok ama çok zordu. Chelsea'de Lampard (sanıyorum sakatlıktan dolayı) iyi değildi ve alındı da oyundan. Volkan gecenin adamı oldu, hatırladığım kadarıyla 3-4 net pozisyon çıkardı. 2 takımından değişiklerini önceden tahmin etmek mümkündü. Bu devavantaj tabii her iki takım için. Avram Grant önce beraberlik yeter deyip orta saha'yı güçlendirmeye çalıştı, olmayınca 4-4-2'ye geçti Arsenal maçında yaptığı gibi.

- Arsenal ev sahibi avantajını kullanamadı. Adebayor'un ve Kuyt'ın gol atması dışında maçın ilginç bir yanı da yoktu zaten. Anfield Road için bir şey söylemek zor, Liverpool şanslı görünse de işler değişebilir kolaylıkla.

Gelecek hafta rövanşlar var. Tahmin olarak Allah Roma taraftarına sabır versin diyebiliyorum sadece. 1 sene boyunca 6. kez Manu ile oynamış olacaklar.

01 Nisan 2008

Şampiyonlar Ligi'nde heyecan dorukta


Şampiyonlar liginde yarı finale çıkacak takımların belli olacağı ilk maçlar yarın oynanacak.

Roma, kendi sahasında oynayacağı maçta hem yarın inal için avantaj yakalamay çalışacak hem de daha önce 7-1 kaybettikleri Manchester United maçının rövanşını almaya çalışacak.

Schalke, Çeyrek final kuraları çekilmedne önce her takımın "Bana çıksın, bana çıksın" dediği takımdı, Barcelona'ya düştüler. İlk maçı Almanya'da oynayacak olmaları ve Şampiyonlar ligi şampiyonu olmuş Barcelona'nın performansının geçmişe göre düşük olması avantajları gibi gözükse de Barca her zaman Barca'dır.


Son yıllarda Şampiyonlar Ligi'nde fırtına gibi esen Liverpool, belki de her Liverpool taraftarının gönlündeki aslan olan İngiltere Premier Ligi'ni yıllardır Manchester United ve son yıllarda Chelsea ile beraber domine eden Arsenal ile bir Avrupa kupası maçında hesap görecek ya da Arsenal Avrupa kupalarındaki şanssızlığını Liverpool maçıyla kıracak. Sonuç ne olur bilemeyiz ama bir İngiliz takımı kesinlikle yarı final oynayacak.

Gelelim şampiyonlar Ligi'nin sürpriz ekibi Fenerbahçe'nin Chelsea ile oynayacağı maça... Fenerbahçe'nin Avrupa kupalarındaki geçmişi göz önüne alındığında Avrupa'da değil Türkiye'de bile kimse onlardan bu kadarını beklemiyordu, belki de FenerbahçeN'in bu sezonki avantajlarından biriydi ve karşısında her daim kendisini gizliden gizliye küçümseyen rakiplerle oynadı fakat Chelsea'nin bu konua tecrübelendiğini artık küçümserlerse elenebileceklerini bildiklerini düşünüyorum.

Bu maça dair ilginç istatistikler var sonucu bilmemizi zorlaştıracak, Fenerbahçe uzun süredir evinde Avrupa kupası maçı kaybetmiyor ve bu sezon Şampiyonlar Ligi'nde evinde oynadığı tüm maçları kazandı. Buna karşılık Chelsea ise 2008 yılında Şampiyonlar Ligi macerası boyunca sadece 2 gol yedi. İlk maç için Avrupa futbolu açısından yine bir sürpriz sonuç olabilir diye düşünüyorum ama Chelsea'nin işi sıkı tutacağını da düşünürsek bu ihtimal biraz düşük.

İşte maçlar :

1 Nisan 2008

Roma - Manchester United
Schalke 04 - Barcelona

2 Nisan 2008

Arsenal - Liverpool
Fenerbahçe- Chelsea F.C.

07 Mart 2008

The Non-Flying Dutchman - Dennis Bergkamp


Futbolcular vardır, yetenekleriyle gösterirler kendilerini, gördüğünüz zaman diğerlerinden ayrı olduğunu hissedersiniz. Futbolcular vardır, zekidirler, attıkları her adım önceden planlanmış gibidir, maçı bırakır onları izlersiniz. Ve futbolcular vardır hem yenetekli hem de inanılmaz zekidir. İşte bu futbolcular futbolu bıraktıktan yıllar sonra bile konuşulmaya, hayranlıkla anlatılmaya devam ederler.

Bergkamp, Dünya Kupası, Avrupa Kupası ya da Şampiyonlar Ligi kupası kaldıramadı. 2 kez Uefa, bir kez de Kupa Galipleri Kupası'na dokunabildi. 3 kez Premier League şampiyonluğu ve 4 kez FA Cup şampiyonluğu gördü.

Kazanamadığı başarılar nedeniyle hakettiği değeri göremedi belki ama izleyenlerin akıllarından bir daha çıkmayacak. Her zaman aklımızın bir köşesinde kalacak ve ne zaman Hollanda dense, ne zaman Arsenal dense aklımıza gelecek.

Newcastle United'a attığı mükemmel gole buradan bakabilirsiniz.

Bergkamp'ı en iyi anlatan kişi, onu en iyi anlayan kişi Arsene Wenger;

"Intelligence and class. Class is of course, most of the time linked to what you can do with the ball, but the intelligence makes you use the technique in an efficient way. It's like somebody who has a big vocabulary but he doesn't say intelligent words, and somebody who has a big vocabulary but he can talk intelligently, and that's what Dennis is all about. What he does, there's always a head and always a brain. And his technique allows him to do what he sees, and what he decides to do."

24 Şubat 2008

Katil Taylor !


Birmingham - Arsenal maçında Taylor'ın müdahalesiyle Arsenal ve Hırvatistan Milli takımı oyuncusu Eduardo Silva'nın feci şekilde ayağı kırıldıve bu cinayetin katili'nin adı da Birmingham oyuncusu Taylor.

Umuyorum Taylor'ın lisansının iptal edilmesine kadar gider bu olay. Yapılan bu hareket ancak bir katil'in futbol sahasında bulunmasıyla ifade buluyor beynimde.

Arsene Wenger maç sonrası yaptığı açıklamada da zaten bu görüşümü teyit etti, "Bu adamın futbol oynaması engellenmeli, futbol sahasında onun yapacağı hiçbir şey yok" diyerek.

Cumartesi Notları


- Dün bi dolu maç vardı ama en büyük - ve maalesef en kötü- haber Eduardo'ydu. Ben yazdığımda sakatlığının boyutu tam belli değildi. 1 yıl diyorlar şimdi.

- Arsenal dünkü maçta Clichy'nin hatasıyla 2 puan bıraktı. Hata dediğim 90 + 4 te yapılınca biraz problem oluyor ister istemez... Onun dışında yine çok gol kaçtı. Birmingham'da Mc Fadden'ın ilk golü güzeldi.

- Şeytanlar uçuşta bu aralar. Ronaldo ayısı 2 tane atmış yine, sağ kanatta durdurulsa sol kanada geçiyor durmuyor, durdurulamıyor. Nani de Giggs'in yerine iyi oturmaya başladı.

- Liverpool'da haftayı kazasız belasız atlattı ama yine bal yapmayan arı görüntüsündeler. Torres'in kutsal ayakları sayesinde kurtardılar puanları. Maçta spikerden duyduğum bir laf vardı onu aktarayım; "Benayoun, Riise ve Crouch gibi ilk 11'in değişmez isimleri bu maçta yedek." OHA diyorum sadece.

- Serie A'dan sadece Torino - Parma maçını izledim. ilk yarıda 6 gol oldu. Parma 4-1 öne geçtiği maçı koruyamadı. Yanlız Gasbarroni'nin frikiği ve Morrone'nin golü izlenmeli mutlaka.

- Juve'de 90 + 2 de penaltıyla yenilmiş. Bravo diyebiliyorum ancak. Bir hafta önce Roma'yı yenip bir hafta sonra Reggina'ya yenilmek Ranieri'ye mahsus bir davranış. Bu hafta içi Torino ile oynayacaklar, kazanmak zorundalar.

- Dün La Liga'da 2 maç vardı. Valenica 2 puana daha kıydı. Mestella'da rezil olmaya devam ediyorlar. Yenemedikleri takım bu kez Recreativo...

- Sevilla yine mükemmel oynadı. Bu adamları izlemek inanılmaz bir zevk veriyor insana... Bu kadar boğucu, bu kadar dik bir oyun oynayan bir takım daha yok şu anda. 5 leyip yolladılar Zaragoza'yı... Fabiano 19 gole ulaştı, gol krallığına koşuyor. Daniel Alves fantastikti. Sağ bek görünümlü 10 numara gibi oynadı. Zaragoza'yı başka bir postta ayrıca incelemek gerek, bu sene benim için en büyük hayal kırıklığı bu takım...

23 Şubat 2008

Hırvatistan&Arsenal Out



Arsenal bugün Birmingham deplasmanında 2 puanı ve Eduardo'yu bıraktı. Maç 2-2 bitti, ama asıl sorun Eduardo'nun sol ayağı kırıldı ve en iyi ihtimalle sezonu kapadı. Muhtemelen Avrupa Şampiyonası'nda da oynamayacak.

Hırvatistan, Almanya, Polonya ve Avusturya ile birlikte 2. gruptaydı. Açıkçası Almanların ardından 2. çıkacaklarını düşünüyordum. Gerçi kayıpları büyük olsa da hala Petric ve Olic gibi 2 üst düzey golcüleri var. Ama en büyük silahlarını kaybettiler.

Arsenal için kayıp daha büyük boyutlarda. Van Persie iyileşti gibi ama 5 aydır oynamıyor, son oynadığında yeniden sakatlanmıştı. Kolo Toure Milan maçında Pato'nun şutuyla sakatlandı, o da uzun süre yok. Bunların dışında Rosicky ve Diaby'nin ne zaman dönecekleri kesin değil. Bunların üzerine Gallas'ın son zamanlarda ki kötü performansını da ekleyince çalan çanları duyabiliyorsunuz.

Buraya kadar çok güzel geldiler, şimdi yıkıldıklarını görmek istemiyorum. Ama Adebayor'un yanına Walcott* ve Bendtner'den gayri adam kalmadı...

*Birmingham maçında 2 gol attı.