
Milan Baroš, FC Vigantice'da futbol hayatına 1987 yılında 16 yaşındayken başladı. Daha sonra 8 sene boyuna Banik Ostrava'da oynadı. 8 sene boyunca 76 maça çıkıp 23 gol attı. 2001 yılı geldiğinde Baroš için ayrılık çanları Liverpool adına çaldı.
Baroš, Liverpool'a transfer olurken tek talibi de Liverpool değildi... Onu Serie A'ya getirmek isteyen iki takım olan Inter ve Juventus'un tekliflerini Liverpool için reddetti Baroš ve böylelikle Premier Lig kariyeri başladı.
2002-2005 arası Liverpool forması giyen Baros bu dönemde üst düzey başarılara imza attı ki bu başarılar sadece klüp seviyesinde kalmadı. Defansif futbollarıyla Euro 2004'ü kazanırken aynı zamanda insanları futboldan soğutan Yunanistan'ın kurbanı olan Çek Cumhuriyeti ile Euro 2004'de yarı final oynadı ve turnuva boyunca attığı 5 gol ile "Golden Boot" ödülünü alarak gol kralı oldu.
2005 yılında İstanbul Atatürk Olimpiyat stadında oynanan Şampiyonlar Ligi Finalinde Liverpool ile Ac Milan karşı karşıya geldi. Bu maçta Liverpool'un iki forvetinden birisi şu an Galatasaray forması giyen Harry Kewell, diğeri de Milan Baroš idi. Milan Baroš ve Harry Kewell kupayı kazanan tarafın oyuncularıydı maç bittiğinde ve kupa Liverpool'un olmuştu.
2005 yılı sonunda Aston Villa'ya transfer olan Baroš, yeni kariyerinde 2 sezonda toplam 42 maça çıktı. 2007 yılı sonrasında yeni bir kariyer için Fransa'nın yolunu tutup Fransa'nın şampiyonluklara ambargo koyan takımı Lyon'a transfer oldu ve Lyon ile 24 maça çıktı, sonrasında da yeniden Premier Lig'e dönüş yaparak kiralık olarak Portsmouth formasını giydi.
Premier Lig kariyeri boyunca 110 maça çıkan Milan Baroš, 28 gol attı. Premier Lig'de attığı gollerden daha çok defansı rahatsız eden ve takımının gol atmasına zemin hazırlayan bir futbolcu olarak ön plana çıkması onun nasıl bu kadar üst düzey bir kariyer yaptığını açıklayabiliyor.
66 kez Çek Cumhuriyeti formasını giyip 32 gol atan Baroš Çek Cumhuriyeti'nin Euro 2008 kadrosunda da yerini aldı, ulusal takım formasıyla son golünü geçtiğimiz hafta içinde İngiltere ile oynanan hazırlık maçında İngiltere ağlarına yolladı.
Milan Baroš, 29 Ağustos Perşembe Türkiye'de olacak.
26 Ağustos 2008
Milan Baroš, Galatasaray'da
02 Temmuz 2008
Ben Arfa, Marseille'ya transfer oldu
2004 yılında 17 yaşındayken Lyon'a transfer olan Arfa, bu sürede Lyon ile 4 şampiyonluk kazandı. Transfer sonrası
" Söyleyebileceğim tek şey artık Marseille oyuncusu olduğumdur"demeciyle bende sanki zorla transfer edildi izlenimi oluştursa da ülkemizde sık sık rastlanan takım değiştikçe, küçüklükte tuttuu takımın adı da değişen futbolculara benzemediği ve Lyon taraftarını da düşünmüş olacağını göz önüne alabilir.
Belki Fransız değil de Brezilyalı olsaydı şimdi onu Barcelona ya da Milan da izleyebilirdik bile, ama henüz yaşı gelecekte buna el verecek kadar düşük.
25 Mayıs 2008
Olympique Lyonnais ilk kez Double yaptı.

7 senedir Fransa Ligue 1 Şampiyonluğu kimseye kaptırmayan Olympique Lyonnais, bu seneler içinde Kupayı kazanamadı ve çifte kupa amacından uzakta kaldı. İlk kez bu sezon Lig ve Kupayı birlikte alarak Double yapmış oluyorlar.
Kupa Sahipleri
Fransa'da ve İtalya'da Kupa sahipleri belli oldu. İtalya'da geçen sezon kupanın sahibi olan Roma bu sezonda değişiklik yapmadı.
Fransa'da ise Lyon, uzatmalarda PSG'yi yenerek kupanın sahibi oldu ve duble yaptı.
19 Mayıs 2008
Olympique Lyonnais: "7 sene üst üste Şampyion olduk"
Bir takım düşünün, Teknik Direktör olarka kim gelirse gelsin, futbolcuları kim olursa olsun, hatta her sene üst düzey futbolcularını elinden çıkarsın yine de başarılı olsun. Sadece kendi liginde değil, Şampiyonlar Liginde de her sene belirli bir seviyede başarı yakalasın ki bu başarı eğer üst düzey yıldızlarını satmasaydı belki daha da yukarılarda olabilirdi Şampiyonlar Ligi için.
Bahsettiğimiz takım Olympic Lyonnais ! Bu sene de şampiyonluğu kimseye bırakmadılar ve üst üste 7. kez olmak üzere yine Şampiyon ünvanını kazandılar. Bu takıma şapka çıkarmamak elde değil.
31 Mart 2008
Olympique Lyonnais şampiyonluğa doğru...
Olympic Lyon deplasmanda oynadığı maçta rakibi Valenciennes'i 2-1 mağlup ederek en yakın rakibi Bordeaux'un 9 puan önünde liderliğini sürdürüyor. 20 takımlı ligde şu ana kadar 31 maç geride kaldı ve Lyon bu sene de Fransa Ligue 1'i domine etmeye devam edecek gibi gözüküyor.
08 Mart 2008
Lyon'un "Taarruz lideri" : Karim Benzema

20 yaşındaki Cezayir asıllı Fransız futbolcu Karim Benzema Lyon'un 4-3-3'ünde "Taarruz lideri" olarak gösterdiği üst düzey perormansıyla gündemde. Alex ferguson şimdiden Yaz transfer dönemi için kapnın önünde beklemey başladı... Bakalım kapıyı Fergie ile beraber bu yaz kimler çalacak ve kim Benzema ile beraber evine geri dönecek?
06 Mart 2008
Olympique Lyonnais yine erken pes etti

Lyon bu sene için de "tamam" dedi 5 mart gecesi aldığı Manchester United mağlubiyetiyle şampiyonlar liginden elendi. Küçük bir dipnot :Şampiyonlar liginde her sene istikrarlı bir şekilde yer alan Lyon'un sonuna ulaştığı tek başarının 1997 yılındaki Intertoto kupası olduğunu biliyor muydunuz ?
* 5 Mart gecesi oynanan Lyon - Manchester United maçından bir enstantane
24 Eylül 2007
Olympique Lyonnais Kimlik Arayışında

Sanıyorum ki herkes avrupa futbolunda son yılların en ilginç takımının O. Lyonnais olduğu konusunda hem fikirdir. Fransa'nın çok da önemli olmayan bir takımı iken 2000-2001 de başladıkları yükseliş onları ligue 1 'in zirvesine çıkardı ve bu sezona kadar da indirmedi. Fransa'nın 3 dinamo takımı, Paris Saint Jermain, Monaco ve Marsilya istikrarlı bir şekilde inişe geçerken onlar sürekli tımandılar. Ödüllerini de avrupanın büyük liglerinden birinde üst üste en çok şampiyon olma rekorunu kırarak aldılar.
Kondisyonu yüksek, takım içi dayanışması harika olan ve kazanmaya aç bu takımın fransa ligini sıkıcı bir yer haline getirmesini ise Jacques Santini ve Paul le Guen'in sağladığını söyleyebiliriz. İnsanlara sorduğunuzda muhtemelen Lyon'un inanılmaz hücum gücünden bahsedeceklerdir ancak ligin en az gol yiyen ve en az yenilgi alan takımı da onlardı.
Bu süre zarfında Lyon şampiyonlar ligininde abonesi oldu tabii. en büyük başarıları çeyrek final olsa da devlere yaşattıkları hezimetlerle futbola yeni bir heyecan kattıkları kesin... Bu sene ise şampiyonlar ligine beklenmedik bir hezimetle başladılar ve ilk maçı 3-0 verdiler Barça'ya. Ligde de eski tempolarında gittiklerini söylemek imkansız. Aslında çözülme geçen sezonun ortasında başlamıştı. Şampiyonlar liginde "beklenmedik" bir şekilde As Roma'ya elendiler ve ortasına kadar domine ettikleri ligde de çok rahat şampiyon olamadılar. Sonuç olarak Gerard Houllier istifa etti.
Lyon ise bir yol ayrımına geldi diyebiliriz. Ya ellerinde ki kadroyu daha da güçlendirip şampiyonlar liginde söz sahibi olmayı deniyecekler ya da fransa ligiyle yetinmeye devam edecekler... Lyon ise bu konuda kararsız gibi geldi bana. Eric Abidal ve Florent Malouda gibi ellerinde ki yıldızları satıp ajax modeline dönebilirler, Abdul Kader Keita ve Mathieu Bodmer gibi genç yıldızları toplayıp Arsenal ve ya başka bir pencereden bakarsak Real Madrid prensiplerini benimseyelirler.
Buna henüz karar veremiş olacaklar ki transferden kazandıkları parayı, neredeyse tamamen yeni futbolculara yatırdılar. Sonuç olarak ise ellerinde rezalet bir lig başlangıcı ve şampiyonlar ligi hezimeti var...


