31 Ocak 2008
30 Ocak 2008
Deplasman Golü

Bu akşam Atletico Madrid ve Mallorca rakiplerini yendiklerini halde elendiler kral kupasından. Toplamda averaj aynı olmasına rağmen deplasman golü belirledi yarı finalistleri...
İyi bir uygulama değil bu, acayip bir standartizasyon getiriyor futbola... Gerçi futbolu yönetenler beğeniyor olmalı ki artık bütün turnuvalarda kullanılıyor. İlk maçı 1-0 al sahanda, git deplasmanda ölümüne savunma yap. Arada da kontra atakla gol bulabilirsen ne ala. 1 tane gol bulabilirsen yetiyor zaten, rakibin 3 tane atması gerekiyor. Daha defansif, daha sıkıcı bir hale bürünüyor futbol.
İstediğimiz futbol bu mu?
2007 yılının da en iyisi Luciano Spalletti
As Roma 2004 yılında Fabio Capello'Nun ayrılmasıyla beraber, bir çok önemli oyuncusunu da kaybetti ki bu youncuların çoğu Fabio capello ile beraber yürüdüler. Capello'nun en bilinen özelliği de başarısından sonra bu zaten, ayrıldığı takımdan götürdüğü futbolcular.
As Roma'da oluşan bu puslu hava kolay kolay dağılacak gibi durmuyordu... Capello'dan sonra sırasıyla bir sene içinde Cesare Prandelli, Rudi Völler, Luigi Del Neri, Bruno Conti As Roma'da görev yaptılar.Benden sonrası tufan sözü neredeyse gerçek olmuştu artık As Roma için. Capello'nun gidişi sonrası göreve gelen dört teknik adam da görevini bırakmak zorunda kaldı.Beşinci olarak Luciano Spalletti Udinese'den As Roma'ya geldiğinde 2005'di.
Spalletti'nin gelişiyle beraber As Roma'nın oyun karakteri bariz olarak daha atak bir formasyona geçti.Spalletti görev geldikten sonra As Roma 11 lig maçını üst üste kazanarak Serie A rekorunu kırdı.Şampiyonlar liginde çeyrek final oynadı.
Spalletti bu performansının karşılığını 2006 yılı sonunda İtalyan Futbolcular Birliği tarafından verilen "Yılın en iyi teknik direktörü" ödülünü kazanarak aldı.
İtalyan Futbolcular Birliği şimdi yeniden onu 2007 yılının en iyi tek direktörü seçti. Kaderin cilvesine bakın ki Spalleti'den önce bu ödülü 2005 yılında son kazanan isim Fabio Capello.
Serie A Coach of the Year
------------------------------
2007 Luciano Spalletti
2006 Luciano Spalletti
2005 Fabio Capello
132 milyon dolarlık adam : Nicolas Anelka

1979 doğumlu çılgın Fransız... Henüz 28 yaşında olmasına rağmen 16 yaşında Paris saint Germain'e başladığı futbol kariyerinde durmaksızın sekiz klüp değiştirdi.
Futbol dünyasında sürekli klüp değiştiren futbolcular için "sorunlu futbolcu" öngörüsü çok zaman doğrudur lakin Anelka'nın bu seyyahlığını kimilerine göre sorunlu futbolcu olmasını huzursuz yapısı olmasına da bağlayabiliriz.
Kariyerine 1995 yılında PSG'de başlayan Nicolas, 1997 yılına kadar PSG'de kaldı ve 10 maçta 2 gol attı.1997 yılına geldiğinde artık daha büyü bir takımda yer alma vati gelmiş ve genç Fransız futbolcuları için baba ocağı olan Arsene Wenger 'in çalıştığı Arsenal onun için iyi bir tercihti.
1997-1999 arasını Arsenal'da geçirdi ve çıktığı çıktığı 65 maçta 23 gol attı.1999'da yılında onun için 35 milyon Euro ödeyen takımın ismi Real Madrid'di.1999-2000 arasını Real Madrid'de geçirdi Nicolas ve 19 maçta 2 gol attı.
2000 yılında onu yetiştiren takıma, PSG'e transfer oldu 34.5 milyon Euro karşılığında, çıktığı 39 maçta 10 gol attı, 2001 yılında Liverpool'a kiralık olarak verildi, Nicolas Liverpool formasıyla çıktığı 20 maçta 4 gol kaydetti.
2002 yılında ikariyerinin en uzun aidiyetini yaşayacağı İngiliz Manchester City takımına transfer oldu ve City bu transfer için 19.8 milyon Euro ödedi, Nicolas Manchester City için oynadığı 89 maçta 39 gol atarak burada da devam etti.
2005 yılına gelindiğinde Nicolas bavullarını Fenerbahçe için toplamaya başladı.Fenerbahçe bu transfer için 10 milyon Euro ödedi.Bir çok yabancı futbolcunun kariyerinin sonlarında Türkiye'yi tercih etmesine rağmen Nicolas'ın kariyeri için bu bir risk oluşturabilirdi lakin bunu pek kaale almamış ve soluğu Fenerbahçe'de almıştı, Fenerbhaçe formasıyla çıktığı 39 maçta 14 gol attı. Türkiye liginde oynadığı için Fransız Milli takımından uzak kaldığı düşüncesi ağır basmışdı ki Anelka 2006 yılında artık açıkca mutsuz olduğunu ifade etmeye başladı ve yeniden Fransa Milli takımının formasını giyebileceği, göz önünde bir lig olan İngiltere Premier Ligi takımlarından Bolton Wanderers'da aldı soluğu...
Bolton bu transfer için Fenerbahçe'ye 12 Milyon Euro ödedi ve Nicolas, Bolton formasıyla çıktığı 53 maçta 21 gol attı. Herkes Bolton'un son durak olmadığını biliyordu ve 2008 yılına gelindiğinde, geldiği günden beri Chelsea için dünyanın en pahalı futbolcularını satın alan Abramovich Anelka için 20 milyon Euro ödedi Bolton'a ve Anelka'yı Chelsea'ye getirdi.
Bugüne kadar ona sahip olmayan isteyen Futbol klüpleri şimdiye kadar toplam olarak 132.1 milyon Euro ödediler. Dünya futbolu bu huzursuz adamın yeteneklerine saygı duyuyor, harcadığı paralarla da ona sahip olmak için her şeyi yapıyor.
Fransız Milli Takım Teknik Direktörü Raymond Domenech Euro 2008 kadrosu seçimiyle ilgili de ilk sinyali verdi, bekleyelim görelim ... It is the Nicolas I like to see... when he shows these qualities, he is a candidate for a permanent place.
29 Ocak 2008
Giderayak...

Sevgili başkan Haluk Ulusoy yeniden seçilebilmek için bir yandan reklamlar verirken bir yandan da takımlara "kıyak" geçiyor. Son hamlesi Aziz Yıldırım'ı yanına çekmek içindi sanırım. Tabii abidik gubidik yabancıları transfer etmekte üstüne olmayan tüm klupler de nasiplenecek bu uygulamadan.
"Federasyon 6+2 ye karar verdi. Ayrıca takımlar yeni yabancılarını alabilsinler diye transfer kapanış tarihini 6 şubata uzattı."
Bu futbola konulan bir dinamit midir yoksa takım içi rekabeti arttıracak bir uygulama mıdır, zaman gösterecek. Ben sevinmedim açıkçası, hoşuma gitmiyor 8 tane yabancının yanına 3 tane idare edecek Türk koyup takım kurma düşüncesi. +2 yedekte +2 devşirme olarak sahada...
Konsept Değişikliği

Büyük bir hevesle başladık aylar önce, ikimizinde tezleri, projeler, makaleler derken unutuldu blog. Şimdi yüklerimizi atıp geri döndük.
Yanlız artık belli bir konsept içerisinde devam edeceğiz. Yine güncel haberler, sonuçlar, değerlendirmeler olacak ama her ay genel bir konu üzerine eğileceğiz. Bunun ne olacağını anketlerle siz belirleyin istiyoruz. Bu ay kahramanlarımız olan futbolcuları konsept olarak belirledik. Umarım beğenirsiniz.
30 Ekim 2007
Artık Bitti

İnanılmaz bir kariyeri vardı, golcüleri ile ünlü bir memleketten çıkıp efsaneler arasına ismini yazdırdı.
Psv'den Manchester'a, Manchester'dan Lazio'ya, Lazio'dan Milan'a, Milan'dan Ajax'a...
Uzun uzun anlatılacak cinsten bir adam, Manchester'a gidişi, Manchester'dan gidişi... Hayatı olay kısacası...
En sonunda astı formasını Jaap Stam...
29 Ekim 2007
Derby della Capitale 07
İngilizce Rome Derby, bizim roma derbisi dediğimiz İtalya'nın ve Dünya'nın en büyük derbi maçlarından birisi sayılan bu derbi'nin adı italyanca aslıyla italyanca aslı Derby della Capitale.
A.S. Roma ve S.S. Lazio takımları yıllardır Stadio Olimpico oynuyorlar.A.S. Roma ile S.S. lazio arasındaki maçlar tarih boyu yaşanan büyük heyecan,büyük kalabalıklar ve son yıllarda özellikle ırkçı pankartlar ile her zaman konuşulagelmiştir.
Rekabet ve tutku hislerinin denk düşeceği dünyada pek az sayıda derbi vardır ki Derby della Capitale bize bunu sunar.
Tarihsel olarak, Lazio ve Roma'nın arasında sosyo-ekonomik ayrımlar vardır. Lazio, üst-orta sınıfa ait Prati çeyreğinde kurulmuştur.Roma ise şehrin daha yoksul güney alanında kurulmuş sonradan emekçilerin yoğun bulunduğu Testaccio bölgesine geçmiştir.
A.S. Roma taraftarları, Stadio Olimpico'da geleneksel olarak güneyi (curva Sud), S.S. Lazio taraftarları ise kuzey bölümü kullanırlar (curva Nord).
İki takım arasında oynanan lig maçlarından 50'sini A.S. Roma, 37'sini S.S. Lazio kazanmış, 50 maç ise berabere bitmiştir.
Şimdi bu iki takım 31 Ekim 2007 akşamı yeniden karşı karşıya geliyorlar.
31 Ekim 2007 Çarşamba 21: 30
Kanal 24 Canlı
12 Ekim 2007
Türk futbolunun yeni sultanı :Cem SULTAN
Yaş : 15
Boy : 1.81 cm
Takım : Galatasaray Altyapı
Özellikler :
- Galatasaray tarihinde en genç sözleşme imzalanan futbolcu,
- Sol ayağını iyi kullanan bir solak,
- 33 maçta 77 gol attı,
- Altyapı rekorlarının hemen hepsini kırdı.
"Koreografi, adım tasarımcılığı, dans besteciliğidir. Kelime Yunancadan gelir. Antik yunan tiyatrosunda koroda bulunan insanların hareketlerini belirleme şeklinde ortaya çıkmıştır. Daha sonra dans esnasında adım ve hareketleri belirleme şekline dönüşmüş ve bu şekilde yaygınlaşmıştır." deniliyor koreografi için.
Koreografi'nin futbola giriş ilk kez 1978 yılının bahar aylarında Fiorentina taraftarlarının ürünü olarak ortaya çıkıyor.Bu konuda burada ayrıntılı bir yazı bulabilirsiniz.
Dünyanın çeşitli tribünlerinde çeşitli koreografiler şimdiye kadar görülmüştür,bunlardan bir çoğu efsaneleşmiş bir çoğu da vasatı pek aşamasa da yine de futbolun içinde güzel bir görüntü olarak hafızlara kazınmıştır.
Guney Kore'de bir futbol macinda taraftarlar "The Human LCD" dedikleri insandan imal edilmiş bir Lcd ekrana havası veren harika bir koreografi hazırlamışlar.Koreografi'de son nokta sanırım bu.




